KOBİ Destekleri ile ilgili ayrıntılı bilgiler Çeşitli kurumlarca verilen hibeler Derneğimizin hazırladığı projeler

İstatistikler

İçerik Okunma:65723
İçerik:165
Toplam Resim:149
FASİAD Krizle Başa Çıkmanın Yol ve Yöntemleri Konferansı
Derneğimiz tarafından 08 Kasım 2008 Cumartesi akşama Fatsa'da "Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler ve Türkiye'ye Yansımaları" konulu bir konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak Dünya Gazetesi Yazarı Dr.Rüştü BOZKURT katıldı. Fatsa'lı İşadamlarının yoğun ilgi gösterdiği gözlendi Ayrıca konferansa Fatsa Belediye Başkanı, STK Başkanıları ve KASİF(Karadeniz Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu) başkanı Osman REİS katıldı.

İşte Dr.Rüştü Bozkurt'un konferans Özeti

Hep birlikte çok önemli bir “kriz döneminden” geçiyoruz.

Kadım Çin kültüründe kriz sözcüğü iki resimle anlatılır. Bu resimleri ayırdığınızda biri “fırsat”, diğeri “tehlike” demektir.

Krizlerin sadece “tehlike” boyutunu gören, onu tartışan, ortaya korku yayanlar; krizle ilgili sağlıklı önlemler alamaz. Kriz kavramının bileşenlerini iyi bilenler; her krizin yarattığı tehlikeler kadar fırsat kapılarını açtığının bilinciyle arayışlarını iki yönlü geliştirerek; aşırı ya da noksan değerlendirme tuzağına yakalanmazlar.

Bu deneme iki bölümden oluşur.İlk bölüm, kriz döneminde işyerlerinin kısa dönemde almaları gereken ivedilikli önlem alanlarını sıralama çabasıdır. İkinci bölüm de, krizi en az zararla atlatmak için geleceği kurgulamaya dönük önlemler üzerinde düşünceleri içerir.

Krizlerde ivedilikli önlem alanları

Olağanüstü gelişmelerin yaşandığı dönemlerde, sorunlara “ivedilikli çözümler” aranır. Esasen “pragmatik yaklaşımlar”, uzun dönemli araştırmaya, incelemeye, analize, senteze, öngörmeye ve önlem almaya dayalı “planlı yaklaşımlara” göre insanlara daha “cazip” gözükür. Bu temel eğilim nedeniyle, önce kriz dönemlerinde “ivedilikli önlem alanlarına” ilişkin düşündüklerimizi paylaşacağız.

Yanlış anlamaya yol açmaması için bir temel gözlemi paylaşalım : Eğer bütün işyerleri için geçerli “sorun çözme formülleri” olsaydı; krizler olmazdı. Burada paylaşılanlar ekonominin çeşitliliği içinde çok sınırlı olanlar.

Her işletmenin içinde bulunduğu ortam; yaratmak istediği sonuç ve çekirdek yetkinliği farklıdır; bütün işletmeler için “sorun çözme” kendine özgü kültür gerektirir.

Bu deneme kapsamında sunduklarımız sadece küçük bir örnek oluşturur; burada söylenenlere daha onlarcasını ekleyebilir ya da gereksiz olanlarının üstünü çizebilirsiniz.

Aşağıda başlıklar halinde “sorun çözme alanları” sıralanmıştır. Her bir başlığı çok değişik boyutları, farklı bağlamları ile tartışmak gerektiğini biliyoruz. Sorunlarımıza çözmeye bir noktadan başlamalıyız inancıyla, aklımıza gelen önerileri başlıklar halinde “anımsatmak” istiyoruz.

 

1. İşyerinizin ve iş kollarınızın “yapısal ve ekonomik özelliklerini” gözden geçin. Sabit ve değişken maliyetlerinizin dökümünü yapın; mümkünse son beş yılda nasıl bir gelişme gösterdiğini analiz edin.Bu analiz sonunda, kendi iradenizle değiştirilebilen ya da iradeniz dışında otoritelere bağlı olanlarının bir dökümünü yapın. Krizin derinleşmesi durumunda “oyun alanınızın sınırları” hakkında net bir bilgiye ulaşın.

 

2. Girdi aldığınız ve girdi verdiğiniz sektörlerdeki yapısal ve ekonomik özellikleri inceleyin.Bu sektörlerdeki aktörlerin olası “tepki stratejilerini” anlamaya çalışın. Girdi aldığınız ve girdi verdiğiniz sektörleri yakından izlediğinizde sizi doğrudan etkileyecek “boşlukları” yakalamaya çalışın.

 

3. Kriz dönemleri “ilişki yatırımının” tam zamanıdır. Girdi aldığınız ve girdi verdiğiniz sektörlerdeki “iş ortaklarınızla” ilişkilerinizi sıklaştırın. Ne düşündüklerini, ne gibi önlemler almaya karar verdiklerini; söz konusu önlemlerin sizin iş yerini nasıl etkileyeceğini sorgulayın. Eğer bankalara ya da başka bir yere borcunuz varsa alacaklıya daha sık uğrayın. Ayrıntı bilgisi eksikliğine dayanan “komplo teorileri” üretilmesine fırsat vermeyin.Durumunuzu açık ve net olarak paylaşmaya çalışın.

 

4. Yapısal ve ekonomik özelliklerinizi analız ederken, “kayıt sisteminizi” özel olarak ele alın. Kayıt sistemi size geriye doğru beş yıllık gelişmeleri doğru analiz edecek özellikler taşıyor mu? Ciro kalitesinin, kâr kalitesinin, satış-pazarlama kalitesinin, ar-ge ve ürün geliştirme kalitesinin vb. niteliksel gelişmeleri kayıt sisteminize bakarak analiz edebiliyor musunuz? Analizleriniz, gereken “…bütün önlemleri” aldığınızı gösteriyor mu?

 

5. “Servet ve sermaye” durumunuzu gözden geçirin. Servetleriniz var mı? Özellikle servetlerinizin ne kadarını krizi atlatmak için “sermayeye” dönüştürebileceğinizi netleştirin. Servetleri sermayeye dönüştürme analizi yaparken “kültürel arka planınızın” sizi ne ölçüde kısıtladığını ya da gelişmeye açık tuttuğunu özellikle sorgulayın.

 

6. İş alanınızdaki örgütler karşısındaki tutumunuzu gözden geçirin: Sektörle ilgili “ortaklama” çözülebilecek alanları belirleyin. Örneğin tedarik konusunda “ortak alımlar” yapmanın yararları konusunu ele alın. Bir mesleki örgüte üye olmanın, orada aktif olmanın sizin “…erişebilirliğinizi” nasıl etkilediğini bir kez daha düşünün. “Her koyun kendi bacağından asılır; ama insanlar koyun değildir” sözünü anımsayın; birlikte krizi aşma konusunda neler yapılacağını da önyargıların tuzağına düşmeden tartışın.

 

7. “Yan sanayi olmadan tam sanayi olmaz” gerçeğini anımsayarak; “iş yapma tarzınızı” sıkı biçimde gözden geçirip; rekabet edebilir ölçeklere ulaşılmasında “yan sanayi oluşturma” yoluyla krizi atlatma fırsatlarını değerlendirin.

 

8. İş yerinizi yaşma, koruma ve geliştirme konusunda tasarladığınız bütün önlemleri çalışanlarınızla paylaşın. Eğer siz özveride bulunuyorsanız; onların da özverili olmalarını isteyin. İş yeri olmadan, çalışanın daolmayacağını; özverinin adil olarak paylaşılması gerektiğini herkese anlatın; ama adil olduğunuza çevrenizdeki insanları inandırmış olmalısınız.

 

9. Çağımızda bir işyerinin ayakta durması “verimliliğe” bağlı. Verimliliği artırmamız da kendi içimizdeki organik gelişmeler kadar, dışarıyla yapılacak “ortaklıklara, işbirliklerine ve işbölümüne” bağlı. Bu konuda kriz öncesindeki durumu analiz ederek; kriz için değişmesi gereken davranışlarınızın bir dökümünü yapın. Eğer bir fırsat alanı görüyorsanız; hemen harekete geçin.

 

10. Krizde panik yapmayın; ucuzcu çözümlere kaçmayın; özellikle çalışanlarınızın morallerini bozacak palyatif önlemlerden uzak durun. Örneğin servis araçlarını kaldırma, elektrik ampüllerini söndürme, analiz yapmadan ve gerekçelerini açıkça koymadan işten çıkarmaları hızlandırma gibi yararlı olmadığı geçmişteki örnekleriyle kanıtlanan çözümlerden uzak durun.

 

11. Tanıtım ve tutundurma etkinliklerine hız verin.Kriz dönemleri bir “elenme ve arınma” dönemidir. Bu eleme süreci, bir dizi “boşluk” yaratır.Kim o boşlukları erken saptar; o boşlukları doldurmak için çaba gösterilirse kazançlı çıkabilirsiniz.

 

12. Krizle ilgili “stratejinizin” ne olduğunu kısaca kağıda dökün. Hem kendi insanınızın ortak aklına başvurun hem de çevrenizde size doğruyu söyleyebilecek olanlarla tartışın. Bu tartışmalar size “Şeytan’ın ayrıntıda saklı” olduğunu bir kez daha gösterecek; belki de geleceği yaratmanın “fırsatını” yakalamanıza vesile olacaktır.

 

13. Kriz döneminde “yerli girdi” kullanabilme eğilimleri güç kazanır. Girdilerinizi bir de bu açıdan değerlendirerek; krizi atlatmada ve kriz sonrası gelişme yaratmada elimizin menzili altındaki “yerli kaynak” kullanarak “karşılaştırmalı üstünlük” yaratılıp yaratılamayacağını sorgulayın.

 

14. Borçlarınızı ve alacaklarınızı yeniden yapılandırın.Bir krizi kolay atlatmanın yolu hiç borcu olmamaktır.Ama, dış kaynak kullanmadan gelişme olmaz. Bu krize “borçlu”” yakalanmışsanız; kriz koşullarına göre borçlarınızı gözden geçirin. Şark kurnazlığına kaçmadan alacaklılarınızla bir masaya oturun borçlarınızı yapılandırın.Borç ve alacakları yapılandırma çalışmaları, kriz önlemleri arasında öncelikli konulardır.

 

15. İş süreçlerinizi gözden geçirin : İşyerinizin dünya ve ülke ölçeğindeki konumunu, makine-donanımızın birbirini bütünleme şeklini, iş akışlarının hızını ve yönünü ince ayrıntıda ele alın.Kapasite uyumsuzlukları nedeniyle “boş kapasite” çalışmalarını belirleyin. Mekan uygunsuzluklarının “verimlilik” üzerindeki etkilerini analiz edin.

 

16. İşgücü profilleri hakkında düşüncelerinizi netleştirin: Ülkemizde kalifiye eleman sıkıntısından söz etmeyen kuruluş yok. O halde bu sorunu, devletin kolektif çözümleri kadar kendi sivil inisiyatiflerimizle nasıl çözebileceğimizi ayrıntılarıyla analiz etmenin tam zamanı olduğunu unutmayın.,

 

17. Envanter ömürlerini, o ömürlerin yarattığı ilişkilerin yönünü ve hızını yeniden belirleyin: Envanter ömürlerinin kısalması, girdi alan ve girdi veren sektörler arasında “yakılık ilkesini” önemli hele getiriyor.Bu ilke, karşılıklı-bağımlılık ilişkilerini sürekli gözden geçirmeyi gerektiriyor. İşinizi bir de böylesi bir pencereden bakarak değerlendirin.

 

18. Yatırım planları yapın: Bir girişimcinin başarısı, tam krizin biterek kalkış noktasına geçtiği zaman yatırımlarını tamamlamasına bağlıdır.O nedenle, kriz anında üzerinde düşünülecek konulardan biri de, “kriz sonrası yatırımlar” olmalıdır. Krizin bitiş zamanını kestirmenin, piyasa boşluklarını yakalayarak, rakiplerden bir adım önde olmanın avantajları üzerinde sistemli biçimde kafa yorun. Vb. daha bir dizi önlem üzerinde düşünün.

II.

Kriz dönemlerinde geleceğe bakış

 

Bıçağın kemiğe dayandığı anlarda dikkatlerin krizin yaratacağı “tehlikeler” üzerinde odaklanması doğal bir durum. İnsanın yapısı, kısa dönemli sorunlara ve çözümlere odaklanmaya yöneliktir. Ama, insanı diğer canlılardan ayırana temel özelliği, uzun dönemli geleceği planlayan bir canlı olmasıdır. İnsanın kendi ömrünü aşan işleri planlaması, onlara yatırım yapması, uygarlığın yaratılmasını ve geliştirilmesini sağlamıştır.İnsanoğlunun bu temel özelliğini dikkate aldığımızda, tam da krizin yoğunlaştığı ve derinleştiği ortamlarda “krizin fırsat alanlarını” tartışmayı gerektirir.

 

Geride bıraktığımız yüzyılın başlangıç yıllarına bakalım. Toplam çalışanların yüzde 60’ından fazlasının kırsal kesimlerde geçimlerini sağladıkları bir dönem. Patlamalı motorların, bireysel hareketliliği artıran otomobilde kullanılmaya başlandığı bir zaman kesiti.Herkesin gücü,hareketliliği, ulaşabilirliği ve erişebilirliği artırdığı “otomobil sevdası” peşinde koştuğu ilginç bir dönüşüm zamanı. İnsanların bir otomobil edinmek için parasını peşin yatırıp aylarca beklediği piyasa koşullarının geçerli olduğu yeni bir çağın başladığını gösteren gelişmelerin ağırlık kazandığı bir an.

 

Harvard’ın parlak öğrencisi Alfred Sloan genç yaşında ABD’nin önde gelen firmasının yöneticisi oluyor. Göreve gelir gelmez, “…bana bu şirketin aykırı düşünen üç insanın adını veriniz” diyor. Listeyi alır almaz, o üç kişiyi makamına çağırıyor: “…ABD ekonomisi krize girerse General Motors ne yapmalı? Bu konuyu araştırın; bana sistematik olarak raporlayın!” diyor.

 

ABD ekonomisinin çok hızlı büyüdüğü, piyasa deyimiyle “…yok satılan” böyle bir ortamda, hazırlanan raporların sistemli biçimde şirketin önde gelenlerine tartıştırılması yadırganıyor: “…Harvard zuppesi, kendince bir şey yapıyor.Piyasanın yok sattığı bir dönemde kriz tartışılır mı?” söylentisi gelenekçiler tarafından piyasaya sunuluyor;ama ne yaptığını bilen Sloan tartışmalardan asla ödün vermiyor.

 

Denir ki, “…Sloan şirketini kriz konusunda öylesine eğitti ki, 1930’ların büyük krizi patladığında, en sakin, en doğru önlemleri O’nun şirketi aldı; krizin tehlikelerini en az maliyetle savuşturdu, fırsatlarından da en yüksek derecede yararlanarak yönetim tarihine adını perçinletti”

 

Bizim kültürümüzde, “Keçi can derdinde, kasap yağ derdinde” diyen; o an yaşanın dışında düşünmeyi küçümseyen bir arka plan vardır. Gelin biz, can derdini de yağ ihtiyacını da birlikte düşünelim. Yaşadığımız krizde, hangi “fırsat alanları” üzerinde düşünmemiz gerektiğini tartışma gündeminde canlı tutalım.

 

Tartışılması gereken konular

 

Ülkemiz krizin yaratacağı hangi “fırsat alanlarını” tartışmalıdır. Bu konuları bir dizi ayrıntısını başka yazılarda ele almak koşuluyla; başlıklar halinde irdelenmesi gereken başlıca konuların bir listesini paylaşalım:

 

1. Yaşanan derin bir kriz, Fordist birikim sisteminin kurumlarını da ciddi biçimde sarsacaktır. Bu kriz sonrasında, üretimin mekansal

 

dağılımında yeni bir işbölümü yapısı oluşacaktır.Bugüne kadar gelişmiş ülkelerin koruduğu iş alanları arasında karşılaştırmalı üstünlüğünü yitiren üretim alanları göç edecektir. Türkiye, hangi alanlarda karşılaştırmalı üstünlüğü olduğunu yoğun biçimde tartışmalı; bu alanlarda hangi önlemleri alırsa, hızlanan göç sürecinde ülkemizi “cazibe merkezi” yapabileceğini netleştirmelidir. Bu konuda üzerinde birleşeceğimiz “ortak değerler” bir “ortak iradeye” dönüştürülmelidir.

 

2. Esnek birikim sistemi kendi ağ örgütlenmesine göre “ürün hiyerarşisinde” de bir yeni oluşum yaratmaktadır. Bu iş bölümünde, özellikle verimlikte karşılaştırmalı üstünlük yaratabileceğimiz ürünlerin bir listesi yapılarak; hangi ürünlerde odaklanacağımız, hangilerini terk etmemiz gerektiğini tartışmanın tam zamanıdır.Mekanda göç sürecinde, “Mal bulmuş Magribi” gibi davranarak ülkemiz koşullarına uymayan ürün alanlarında gereksiz sermaye bağlamanın önü kesilmelidir.

 

3. Kriz sonrasında “iş süreçleri” rekabet gücü yaratmadaki önemini daha da artıracaktır. Kriz döneminde, kültürel önyargılara, yerleşik doğrulara, kalıp düşüncelere dayalı “iş süreci yönetme” algılamasını gözden geçirmenin tam zamanıdır.Kriz sonrasında iş süreçlerinin hangi yapıya dönüşeceğinin erken uyarı mantığı ile öngörülebilmesi, geleceği yaratmada çok önemli bir girdi oluşturacaktır.

 

4. Kriz sonrasında rekabet gücü yaratmanın bir başka sorunu, “işgücü profillerinin yeni koşullara uygun hale getirilmesidir”.Bugün ülkemizde, “…işsizlik yoktur; mesleksizlik vardır” saptaması yaygın kabul görmektedir. Kriz sonrasının işgücü ihtiyacının nitelik ve niceliği konusunda yapılmış anlamlı tartışmaların yaratacağı “zihni model netliği” krizin çok temel bir fırsat alanı olarak değerlendirmelidir.

 

5. Kriz dönemleri, bıçağın kemiğe dayanması nedeniyle, düşünce kalıplarının sorgulandığı dönemlerdir. Bu dönemde ülkemizde önemli işgücü ve sermaye kayıplarına yol açan “..alışkanlıkla yönetim” aşamasını aşmanın, “analizle yönetim” yapmanın gerekleri üzerinde özenle durulmalıdır. Krizi yaratan ve derinleştiren yönetim tarzının ne olduğu; bu tarzın değiştirilmesinin gerekçelerini oluşturulan “yeni varsayımların” ne olması gerektiğinin tartışılması, yaşadığımız krizin yarattığı önemli bir fırsat alanı olarak algılanırsa, çok “farklı sonuçlara” ulaşabiliriz.

 

6. Kriz sonrasında “piyasa yapıcısı kuruluşlar” etrafında örgütlenerek “rekabet gücü yaratma” süreci daha da hızlanacaktır. Bu temel eğilim dikkate alınarak, “mevcudu koruma planları kadar, gelişme ve çekilme planları” da önem taşımaktadır. Tartışmalarda günlük sorunlar, rekabet gücü yaratmanın temel yapılanmalarından uzak konularda odaklanmaya yol açarsa, “ ağacı görürken, ormanı gözden kaçırma” yanılgısının tuzağına yakalanabiliriz.

 

7. Başta petrol olmak üzere temel hammadde ve gıda maddelerinde olası düşüşlerin yaratacağı “girdi maliyeti avantajlarının” ülkemiz koşullarında neler olabileceğini; bu avantajlardan nasıl yararlanmak gerektiğini tartışma gündeminde canlı ve diri tutmalıyız.

 

8. Her krizin önemli fırsat alanı “arayışları yoğunlaştırması” dır. Biz de bu krizde, “ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi”, “girdi kompozisyonlarının değiştirilmesi”, “Alacak ve borçların yeniden yapılandırılması”, “ servet/sermaye dengesinin gözden geçirilmesi”,”maliyet düşürme projelerinin nicelik ve niteliklerinin” ele alınması vb. bir dizi gelişme fırsatını gerektiği gibi değerlendirebiliriz.

 

9. Kriz sonrasında “makro ve mikro ölçekte kurallar yeniden tanımlanacaktır”.Bu tanımlamaları “ izleyici” konumunda olmak yerine; “aktif katılımcı” olabilmek de önemli bir kriz fırsat alanıdır.Bu konu üzerinde ciddi biçimde tartışılmalı, neler yapabileceğimiz netleştirilmelidir.

 

10. Kriz, “yatırım yönetiminde” proje-odaklı yönetimin erdemlerini öne çıkarmaktadır.Gelişme dönemlerinde ciddiye alınmayan “iş yapma yöntemlerinin” kriz dönemlerindeki “öğreticiliği” fırsatı da değerlendirilmelidir.

 

11. Piyasa sisteminin ciddi bir hukuk sistemine dayanmadıkça verimli sonuçlar alamadığı bilinciyle hareket ederek, “hukuk altyapısında eksiklikler” konusu ele alınmalı, özellikle “eşdeğerlilik ilkesi” açısından “ Türk Ticaret Kanunu” değişiklikleri ivedilikle gündeme taşınmalıdır.

 

Sonuç

 

Eğer bir kriz döneminde fırsatları değerlendirmek, tehlikeleri de en düşük maliyetle atlatmak istiyorsak; panik yapmadan; dingin düşünerek; tehlikeleri doğru tanımlama kadar, fırsatları öngörmeye de gerekli önemi vermeliyiz.

 

Bu deneme kapsamında sizlere anımsattığımız önlemlere daha onlarcasını ekleyebilirsiniz. Burada anlatılanların hiç önemi olmadığını düşünür; üstünü çizebilirsiniz. Önemli olan, kendi özgül koşullarımızı dikkate alarak “öngörme ve önlem alma disiplinini” işletmektir.

 

Öngörme ve önlem alma, insan olmanın; kültürler oluşturmanın ve uygarlıklar yaratmanın özünü oluşturur. Şimdi hep birlikte ortak değerlerimizi saptama, ortak irademizi oluşturma, ortak yararlarımızı netleştirme, ortak projeler üretme ve ortak kurumlar yaratarak işletme ve uzun dönemli geleceğimizi güven altına alma zamanıdır.

 

Duyuru Listesi

Güncel kurs, eğitim, seminer gibi faaliyetlerimizden haberdar olmak isterseniz lütfen duyuru listemize kayıt olunuz.





Joomla : Fatsa Sanayici ve İ

Anka Yazılım